İnsan ve Ağaç-2

İsm-i Evvel ile işaret edildiği gibi, her bir meyvedar ağacın menşe-i aslîsi olan çekirdek öyle bir sandukçadır ki, o ağacın programını ve fihristesini ve plânını; ve öyle bir destgâhtır(tezgah) ki, onun cihazatını ve levazımatını ve teşkilâtını ve öyle bir makinedir ki, onun iptidadaki(başlangıçtaki) incecik vâridatını ve lâtifâne masârifini ve tanzimatını taşıyor. 3.ŞUA

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri yukarıda ki paragrafta İsm-i Evvel üzerinden ağacın çekirdeğine/tohumuna dikkat çekiyor. Çekirdek/ tohum ağacın ilk hâlidir denebilir. Mahiyetindeki donanımlar, istidatlar ağaç olabilmesi için ona verilmiştir. Çekirdeğin/Tohumun taşıdığı potansiyel, ”hâl dili” ile ağaç olabilmek için duasıdır. Çekirdek/Tohum toprağın altına girdiğinde iradesiz olarak duasını tamamlar. Bu safhadan sonra taşıdığı potansiyel uygun şartlarda ağaç olmasına sebepler dairesinde imkan verir.

cwa9s_lw8aa4vv9

Tohumun geçirdiği bu biyolojik süreç, insanoğlunun macerası ile benzerlik gösterir. Dünyaya gelen ve büluğ çağı ile birlikte imtihan sırrına açılan insanoğlu da aslında ”potansiyel” olarak insandır ve İnsan-ı Kamil makamına namzet bir adaydır. Mahiyetindeki donanımlar, istidatlar ”Hz. İnsan” makamına ulaşabilmesi için verilmiştir ve bu noktada her insan eşit şartlarda yaratılmıştır.

”Her doğan, İslam fıtratı üzerine doğar.” HADİS-İ ŞERİF

Özde yaratılıştan verilen bu  potansiyele dikkat çekmek istiyorum. Çekirdeğin/Tohumun veyahut insanın mahiyetine yerleştirilmiş olan potansiyeller, onların hedeflerine varabilmeleri için  fıtri olarak, hâl dili ile yaptıkları makbul birer duadır. Hal dili olan bu dua şeklinin ”dua sırrı”na dair önemli bir anahtar olduğunu düşünüyorum.

Üniversite okumak isteyen bir öğrenci ilk olarak hedef belirler, o da üniversiteyi kazanma hedefidir. Bu hedeften sonra  öğrenci artık eskisi gibi değildir. Bir hedefi vardır ve artık yeni bir ”hâl”e bürünmüştür. Hedefinin muktezası(gereği) olarak çalışmaya başlar ve çalıştığı ölçüde, topladığı varidata göre potansiyel üniversite öğrencisidir. Sınava girer, çıkar ve Kadir-i Zülcelal duasını kabul buyurur ise artık gerçek bir üniversite talebesi olur.

Nev-i insandan yaratılan her birimiz biz istesek de istemesek de(ki hatırlamasak da her birimiz bunu istedik. Ahzab-72)   ”İnsan”  olma hedefi koyularak dünyaya gönderiliyoruz. Hedefe sâdık kalarak yürümek ya da hedefin muktezasını yerine getirmeyerek, verilen potansiyelleri heba etmek, imtihan sırrı olarak bizim cüz’i irademize bırakılmış. Bir hadis üzerinden devam edelim;

Hz. Ebu Hüreyre(r.a.) anlatıyor: ” Resulullah (a.s.) buyurdular ki: ” Kim korkarsa akşam karanlığında yol alır. Kim akşam karanlığında yol alırsa hedefine varır. Haberiniz Olsun Allah’ın malı pahalıdır, haberiniz olsun Allah’ın malı cennettir.”

Hadis ilk bakışta gece ibadetinin önemine, teheccüd namazının faziletine bakıyor gibi düşünülebilir, şüphesiz bu da doğrudur. Benim dikkat çekmek istediğim ise ilk cümlede geçen ”Korkan kimse” tanımı. Korkmak bir hâldir. Bu halin gereği olarak korkan kişi karanlıkta yol almaya başlıyor. Kişi akşam karanlığında yol alarak potansiyelini artırıyor, yani fiili bir duada bulunuyor ve bu duanın neticesinde de Allah (c.c.) ‘ın o kişinin hedefine varacağının teminatını verdiğini Peygamber Efendimiz(sav) müjdeliyor. Hadisin devamında ise Allah’ın malının pahalı olduğuna dikkat çekiyor.

”Cennet ucuz değil, cehennem lüzumsuz değil.” MEKTUBAT

Çekirdeğin/tohumun gayri ihtiyari olarak toprağın altına/karanlığa girmesi ve kişinin karanlıkta yol alması, hedefe varmak için ilk şart.

”Ölmeden önce ölünüz.” HADİS-İ ŞERİF

Nefsinin heva ve heveslerinin hizmetçisi haline gelmiş, onun tahakkümleri altında ezilen modern insan için  ”toprağın altına girmek/karanlıkta yol almak” ya da en azından bunu ona teklif etmek bile çok zor. Kendisine verilen istidatları, latifeleri yanlış yerlerde kullanmak suretiyle devamlı başa saran, aynı yerinde devamlı bocalayan insanoğlunun hâli çok acıklı. Fakat merhamet edenlerin en merhametlisi olan Allah (cc) bu acıklı hâllerdeki kulları için kurtuluş vesileleri yaratmaktadır. Depresyon bu rahmet vesilelerinden biridir. Hayatı acılaştırır, gaflet perdesini aralar. Tabiri caiz ise ilâhi bir davetiyedir. Kendi iradesi ile başaramayan insanları toprağın altına bürür ve kendi(nefsi) ile yüzleşmeleri için onlara fırsat verir. Doğru değerlendirilebilir ise, insan hakikatine ulaşmak için ilk adımı atmış olur.

”Nefsini bilen Rabb’ini bilir.” HADİS-İ ŞERİF

Toprağın altına girmek/Karanlıkta yol almak insanın kendi ile yüzleşmesi demektir ve bu konu insanoğlunun en büyük korkusudur. Bugün ayak seslerini duyduğumuz ve çok yakın zamanda tanışmak zorunda kalacağımız Singularity,  Transhümanizm gibi akımların temelinde  insanoğlunun kendinden kaçma çabası yatmaktadır ve bu çok hazin bir dramdır. Toprağın altına girmeden, kalp çekirdeğinin kabuğunu kırmadan size meyve verme vaadinde bulunuyor bu akımlar. Oysa ki toprak ile bağı olmayan ağaç çürümeye mahkumdur.

”İman bir intisaptır(bağdır).” 23. SÖZ

”Bak: Allah güzel bir sözü ne tür bir misalle açıklıyor: Güzel bir söz, kökü yerin derinliklerinde sabit ve dalları semada güzel bir ağaç gibidir. Rabbisinin izniyle her zaman meyvesini verir. Allah, düşünüp ders alırlar mı diye insanlar için böyle misaller vermektedir. Çirkin bir söz ise, toprağa kök atıp da yerleşemediği için yerden kolayca sökülüp çıkarılabilen köksüz, kararsız bir ağaca benzer.” İBRAHİM 24-25-26.

İnsanoğlu her durumda meyvesini verecek. İster iradesi ile ölmeden toprağın altına girecek, ya da ölümle birlikte gömülecek ve kalp çekirdeği açılacak. Ya tuğba ağacı olacak cennette meyve verecek, ya zakkum ağacı olacak cehennemde meyve verecek. Ezelde bestelenen ve kainatta sahnelenen bu muhteşem ilahi musikiyi bozmak mümkün değil. O yüzden insan kendi ile yüzleşmekten korkmamalı, cüz’i iradesinin hakkını vermeli ve çekirdek/tohum misali toprağın altına girmeli, karanlıkta yol almalı. Her daim meyve veren bir ağaç olmaya çalışmalı. Allah’ın hoş bir sözü olarak bu ilahi senfoni de yerini almalı.

”Kalp yırtılıp, ruh kuşu uçana kadar….”

NOT: Yazı da çekirdek ve tohum kelimeleri aynı manaya geldikleri halde beraber kullanıldı. Konu ile ilgili Bediüzzaman Said Nursi  ”cennet çekirdeği”, ”cehennem tohumu” tabirlerini kullanır. Çekirdek genelde sayıca az ve kalın kabuklu olan meyveler için söylenir, tohum ise sayıca çok ve ince kabuklu arpa, buğday gibi  ürünler için söylenir. Araştırmalarım sırasında burada ince nüanslardan birinin cehennem ehlinin, cennet ehline sayıca çokluğuna işaret ettiğini ve kalın kabuk ve ince kabuk farkının imanın zor yerleşmesine, küfrün ise hızlı yayılmasına işaret ettiğidir. Doğrusunu Allah bilir. Güzel bir tefekkür olduğu için paylaşıyorum.

 

Reklamlar

“İnsan ve Ağaç-2” için 2 yorum

  1. çok güzel bir yazı. İnsan ve ağaç arasındaki bağın farkettiğimizden çok daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Elinize sağlık, devamını bekliyoruz

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s