“GÖKLER ÜZERİNE DÜŞÜNCELER” -1

Gelecekte misyonu olduğuna inandığımız Türk Milleti’nin bilinen tarihten bu yana “Gökler” ile olan ilişkisi üzerine yazı yazma gayreti içerisindeyim. Yazıya başlamadan önce beni bu konuda yazmaya iten sebepler üzerinde durmak istiyorum.

Elio Vittori’ninin Sicilya Konuşmaları eserinde bir bölüm hep hoşuma gitmiştir. Elio Vittorini, Faşist İtalya döneminde yazdıkları yüzünden zulme uğrayıp, hapse atılmış meşhur bir İtalyan yazar. Diktatörlük zamanında yazdıkları yüzünden sık sık sansüre uğramıştır. Sicilya Konuşmaları eserinde Vittorini;

“Ben insanlığın yeni bir şeye hazır olduğuna inanıyorum. Yalnız hırsızlık etmemeye, adam öldürmemeye, iyi bir vatandaş olmaya değil… Bunun ötesinde başka bir şeye. Yeni ve başka ödevleri yüklenmeye hazır olduğuna inanıyorum insanlığın. Bizim içimizde duyduğumuz da bu, sanıyorum, başka ödevler yüklenme isteği, yeni işler başarma isteği. Yeni bir duyarlılıkla vicdanımızın bize gösterdiği yeni işler başarma isteği.”demiştir. Bu cümlesini beyan ettikten sonra insanlığın yüklenmesi gerektiği ödevlerinde klasikleşmemesi gerektiğini savunmuş ve insanların alışılagelmiş yükümlülükleri yerine getirdikten sonra gerçek bir vicdani rahatlığı yaşayamadıklarını savunmuştur. Vittorini’ye katılmamak mümkün değildir. İnsanlık fıtri olarak yaratılış hakikatine ters nice şeyle çepe çevre sarılmış ve asli yurdundan sürgün edilip geldiği dünyamızda büyük buhranlar içinde yaşamaktadır. Bunları aşmanın yolu ve belki de hakiki vicdani rahatlığa giden yol insanlığın yeni ve sıradanlaşmamış ödevler yüklenmesidir.

Günümüz dünyasında her alanda bir çok yenilik her geçen gün karşımıza çıkmakta. Teknolojinin baş döndüren seviyedeki hızlı gelişimi geniş kitlelerin ilgisini çekmekte ve bütün bunlar yaşanırken insanlık temelde yeni “ödev”lerini de yüklenmeye başlamış durumda. Günümüzde teknolojik gelişime paralel olarak uluslararası sisteme yön veren devletlerin ve devlet dışı aktörlerin en fazla ilgilendiği konulardan bir tanesi de şüphesiz Uzay. Uzay ve uzayla ilgili konular her geçen gün medyada daha fazla dillendirilmekte ve insanlığın hafızasına bilinçli bir şekilde sokulmaktadır. Kıyamete kadar sürecek olan Şeytan ve avaneleri ile hak ehlinin savaşında bu konu da büyük önem arz etmektedir. Hiç şüphesiz hak ile batılın savaşı cephesi her alan olan savaştır. Ve her alanda olduğu gibi Uzay ile ilgili konularda da “bizce”sini söylemekle mükellef olduğumuz gerçeğini unutmamak durumundayız. Uzayla ilgili çalışmaların yükselen trend olduğu dönemlerde insanlık için yeni sayılabilecek alanları küfür ehlinin de hızla doldurduğunu görmekteyiz. Buradan hareketle içinde bulunduğumuz buhranlı dönemin atmosferinden sıyrılıp “savaş”ın her cephesinde yer almalı, “apaçık” düşmanımıza ve avanelerine karşı mücadelede bulunmalıyız.

“Ve şeytan sakın sizi, (Sıratı Mustakîm’den) men etmesin. Muhakkak ki o, sizin için apaçık düşmandır.” Zuhruf/62

Atalarımızın “gökler” ile olan ilişkileri ve bu ilişkilerin Türklerin düşünce yapılarındaki ve yaşayış biçimindeki yansımaları çok geniş yelpazede karşımıza çıkmaktadır. Semboller, motifler, tamgalar karşımıza her çıktığında zihnimizde tanımlama ihtiyacı hissettiğimiz bir nevi şifreli nesneler. İnsan, fıtri olarak hep “bilinmeyen”e merak duymuş ve anlamaya çalışmıştır. Biz de bir sonraki yazıda Türk Millet’inin tarihte bıraktığı izlerin en önemlilerinden olan simgeleri ve tamgaları üzerinden Göklere duydukları hassasiyeti anlamlandırmaya çalışacağız. Gustav Mensching’e göre Kainatta her şey sembol olabilir ancak hiçbir şey kendiliğinden sembol olamaz. Sembol, bir insanın veya bir topluluğun tesis ettiği bir şeydir. Dil de bir manada simgelerden oluşmaktadır. Türklerin tamgaları da bir manada sembolik bir dili ifade etmektedir. Tamgalarla ilgili araştırma yapan bazı araştırmacılara göre yazılı kültür öncesi neolitik dönem insanlarının mağaralara, taşlar üzerine işledikleri çizimleri aslında derinliklere açılan şifreli kapılardır. Türklerin de bu bağlamda kullandıkları tamgalardaki ifadeler çoğunluk itibari ile gökteki takımyıldızlar, gezegenler ve yıldızların gökteki görünümleri ile ilgiliydi. Yazımı bizleri yeni düşüncelere sürüklemesi, tefekküre sevk etmesi ve sonraki yazımızda Türk Millet’inin Göklere duyduğu hassasiyeti anlamlandırmak adına ucu açık sorularla tamamlamak istiyorum.

* Türklerin Göklere duydukları hassasiyet aslında atalarına, asli vatanı olarak düşündükleri yere duydukları hassasiyet miydi?

“Kibir ve gururuna yenik düşerek Allah’ın emrine isyanla küfrünü ortaya koyan ve hem İlâhî huzur ve rahmetten, hem de cennetten kovulup insana da düşman kesilen) şeytan, (daha önce kendisine karşı uyarmamıza rağmen Âdem’e ve eşine yasaklanmış ağaçtan tattırarak) ayaklarını kaydırdı ve onları içinde bulundukları halden ve yerden çıkardı. Biz de, “İnin, artık kiminiz kiminize düşmansınız (ve böyle bir hayat süreceksiniz. Zaten içindeki her şey sizin için yaratılmış bulunan ve orada hilâfetiniz takdirim olan) yeryüzünde belli bir süreye kadar mesken tutup kalacak ve oradan tam yararlanacaksınız.” dedik.”                Bakara / 36

* Bakara/36.Ayet hükmünce, apaçık düşmanımız Şeytan’la “inin” hükmü üzerine Cennet’ten çıkarılan Adem (a.s) “dünya”ya gelmeden önce diğer gezegenlere uğradı mı?

* Şeytan ve Adem(a.s) oralarda da mücadele etti mi?

* Adem (a.s) ve neslinden olanlar Şeytan ile mücadele ettiği yerlere, gelecek için iz bıraktımı?

* Adem (a.s) ve neslinden gökte türeyenler oldu mu?

* Belki uçuk gelebilir ancak bir büyüğümle yaptığım sohbette kendisinden duyduğum; Göklerde Adem(a.s)’ın dünyaya inmeden önce konakladığı yerlerden Ay’da mezarlık var mı?

* Ay’ın karanlık yüzü neden son zamanlarda çok fazla gündeme geliyor?

4795a94c5efc1915df49b3911559271b

Reklamlar

““GÖKLER ÜZERİNE DÜŞÜNCELER” -1” için 7 yorum

    1. Bu da 3.üncü defa oluyor ama sabırla beklemeye devam edeceğiz yeni yazınızı… Bakalım buna bir cevap alabilecek miyiz?

      Beğen

      1. Bir problem nedeni ile bakamamıştım Berk Bey, sizlerden özür diliyorum… Telafisini yeni yazılarla yapacağız inşallah… çok kısa bir süre içerisinde yenisi geliyor…

        Beğen

  1. Biz beklemeye devam ediyourz Taha bey. Hakikaten merak ediyorum. Dünyada uzay ile alakalı o kadar gelişme oluyor ki… Analizlerinize ihtiyaç var. Hadi Taha bey; kırın şeytanın bacağını artık…

    Beğen

  2. Taha bey olarak sizlere çok mahcubum.. Mahcubiyetim ile affınıza sığınarak daha önce yapamadığım telafim ile karşınızda olacağım inşallah..

    Beğen

  3. Estağfurullah. Siz yeter ki sahalara dönün. Bu bizim için en büyük sevinçlerden olacaktır. Buna ihtiyaç var. Mükemmel olması şart değil. İlk adım zor olandır. Sonrası yağdan kıl çekme :) Muhabbetle…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s