MİTOLOJİ-2

Mitolojinin tanımlarını ilk yazıda kısaca vermeye çalışmıştık. Bu tanımlarda sihirli zaman kelimesi geçmişti. Mitin bir özelliği de içinde bulunulan zamandan çıkarıp sizi olayların geçtiği sihirli zamana yolculuğa çıkarması ve bununla birlikte sizi zamandaş yapmasıdır. Olayların ilk oluş zamanına bir yolculuktur bu. Bir manada kökene dönüştür. Bu ikinci yazımızda daha çok mitolojinin yapısından bahsedeceğiz.

Mitolojinin arkaik insanlarda yaşandığı şekliyle yapısını ele alan Mircea Eliade bunu genel özellikleriyle beş maddede sıralamıştır.

* Mit Doğaüstü Varlıkların eylemlerinin öyküsünü oluşturur.

* Öykü kesinlikle gerçek(çünkü gerçeklerle ilgilidir) ve kutsal(çünkü Doğaüstü Varlıklar tarafından yaratılmıştır) olarak kabul edilir.

*Mit her zaman için bir yaratılışla ilgilidir. Bir şeyin yaşama nasıl geçtiğini anlatır. İnsana özgü her anlamlı eylemin arketiplerini ortaya koyar.

* İnsan miti bilmekle nesnelerin kökenini de bilir. Bu nedenle de nesnelere egemen olmayı ve onları istediği gibi yönlendirip kullanmayı başarabilir.

* Şu yada bu biçimde insan miti yeniden anımsatılan ve yeniden gerçekleşme aşamasına getirilen olayların kutsal, coşku verici gücünün etkisine girmek anlamında “yaşar”.

Bu beş maddeye ek olarak miti yaşamak gerçek anlamda “dinsel” bir yaşantıyı kapsar yorumunu yapmıştır. İlk yazıda geçen mit aktarımının öneminin asıl sebebi de budur. Zira kabileler inançlarını nesilden nesile aktarma arzusunda bulunmuş ve bunun için belirli disiplinlerden geçen gençlerle bu aktarım devam etmiştir.

2207-namaz-mu-minin-miracidir-m

Bir davranışa anlam kazandıran meselenin kökenini bilmektir. Aksi taktirde davranış sadece taklit seviyesinde kalır. İnsanın kökene bu kadar önem vermesinin sebebi kaybettiğini, unuttuğunu bulma arzusudur. Zira insan kelimesi Farsçada unutma anlamına gelmektedir. Unutulma başladığında yahut ilerlediğinde insanlığı tekrar rayına oturtma adına her ümmete peygamber gönderilmiştir. Mitin dinsel bir yaşantıyı anlatmasının kaynağında ümmetlere gelen peygamberler vardır ama zamanla unutulmuş, hurafelerle doldurulmuş hale gelmiştir. Gönderilen peygamber hatırlatıcılık görevini yerine getirmiştir. Arkaik insanlarda gözlenen ve ilk yazıda bahsi geçen “kutsal halk bunu ilk defa böyle yapmıştı” anlayışı ile müslümanlıktaki sünnet anlayışı paralellik göstermektedir. Müslümanlar da Peygamber Efendimiz(sav) neyi nasıl yaptıysa aynı şekilde yapma gayretindedirler. Yaşanan mit ile din arasındaki bağlantıya burada da rastlamaktayız.

Yaşanan yönüyle mit bir ilk gerçeği yeniden yaşamak ve derin bir dinsel gereksinimi, tinsel(ruhsal) özlemleri karşılar yorumunda bulunmuştur Bronislaw Malinowski. Miti yaşamak meydana gelen ilk olaya zamandaş olmak ve onu tekrardan yaşamaktır diye bahsetmiştik burada kullandığımız mit kelimesi daha çok dinsel yaşantı anlamındadır. Az önceki yorumu misallendirecek olursak namaz örneği verilebilir. Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa(sav)’ya Cebrail(as) namazın nasıl kılınacağını, nasıl ruku ve secde edileceğini öğretmiştir ve beş vakit namaz Miraç hadisesinden sonra farz kılınmıştır. Namaz örneği hem Bronislaw Malinowski’nin yorumunu hem de yazının başındaki beş maddeyi kapsamaktadır. Maddeleri hatırlarsak; Doğaüstü Varlıkların eylemi, kesinlikle gerçek ve kutsal, yaşama nasıl geçtiği, kökeni bilme ve son madde olan olayların kutsal coşku verici gücünün etkisine girmek anlamında yaşamak. Özellikle yaşama manasında bir hadis-i şerifi yeri gelmişken hatırlamakta fayda var.

”Namaz müminin miracıdır.”

Namaz müslümanlardan önceki kavimlere de farz kılınmıştır ve arapça salah demektir. Namaz kelimesi ise Sanskritçeden alınmış bir kelime-namaste- ve birinin önünde saygı ile durmak anlamına gelir.

Elbette her mitin dinsellik taşıdığı iddiasında değiliz. Bir süre sonra başlayan bozulma ve hurafeleri de göz önünde tutuyoruz. Fakat tahrife uğrayan dinlerden izleri mitolojilerde kısmı de olsa gözlemleyebiliyoruz. Yazımızda yaşanan miti gelen son din İslam ile test etmemizin sebebi yaşanan mitin dinsel bir yaşantıyı kapsadığı görüşüdür. İslam ile test etmemizin sebebi ise tahrif edilmemiş olanın tahrif edilmişte izlerini bulmanın kolaylığıdır. Burada şunu da söylemekte fayda var dışarıdan bakan gözlemci ayinlerin ve sembollerin derin anlamlarını bilmediği için, üst alandan kaynaklanan şeyleri onların içinden bulup çıkaramaz ve hepsini büyükcülükle açıklamayabileceğini sanır gibi bir yanlışa da düşmemek gerekir zira o tür ayinlerin tahrife uğrayan dinleri ile ilgileri olabilir. Yazımızın nihai amacı yaşanan mitin dinsel bir yaşantıyı kapsadığı görüşüdür.

Son olarak inen ayetler karşısında müşriklerin kullandığı bir argüman da esatir-i evvelin olmuştur. Yani eskilerin masalları/efsaneleri/mitolojileri. Yazımızın nihai amacında da vurguladığımız gibi estar-i evvelin de dinsel bir yaşantıdan bahsediyor. Yani esatir-i evvelin argümanı Allah Resulü’nü eleştirecek değil aksine destekleyici bir argümandır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s