Nefis ve Ejderha –1

Nefis, aslında pek tanımlamaya ihtiyaç duymadığımız bir varlık. Zira herkesin dikkatiyle fark edebileceği, içindeki kötülüğü emredici bir varlıktır nefis. Tanımlama ihtiyacı duymamamızın sebebi varlığı hakkında, yoksa oyunları, fetvaları, hileleri elbette tanımlanmalı ve ona göre tedbirler alınmalı.

Nefsin birçok arzusu, isteği vardır ve İslam literatüründe nefis ejderha ile simgelenmiştir. Bu benzetmelerde ejderhalar çeşitlilik göstermektedirler. Kimi benzetmede 7 başlı iken kimi benzetmede 4 başlı(8. Söz’de anlatılan hikayenin Hint versiyonunda) kiminde ise bildiğimiz ejderha şeklinde olmuştur. Bu benzetmenin ardında ise şu bilgi yatmaktadır.

“Nefisten iki varlık yaratılmıştır. Biri insan diğeri ejderha”

Bu bilgiden hareketle nefsin ve ejderhanin ortak noktaları olduğunu anlıyoruz. İkisininde altın/mal mülk sevdası vardır. Simyada altın sonsuzluğu simgelemektedir. Bu altın sevgisi yanında sonsuzluk sevdasını da getirmekte. Bu benzerliğe ek olarak nefis ve Rabbi ile arasında geçen konuşmadan en son açlık ile terbiye olduğu anlatılıyor. Burada bir ortak nokta daha karşımıza çıkmakta. Nefiste ejderha gibi ateşten etkilenmemekte.

Hobbit-desolation-of-smaug-dragon-5534-hd-widescreen-wallpapers.jpg

Nefisle mücadele önemli bir meseledir insan için. Bu mücadelenin mücessem hali mitolojilerde de sıkça karşımıza çıkmakta. Ejderhayı yenen kahraman arketipidir. Mitoloji yazısındaki Taha Bey’in bu konuda bir sorusu vardı.

“Türk kozmoloji düşüncelerinde ejderhanın zamanla bağlantısı zamanı yöneten gibi zikredilmiş bazı mitlerde. Bu bağlamda kahraman arketipinin ejderhayı yendiğinden bahisle zamanı yenmenin veya zamansızlık/mekansızlık sırrı ile bağ kurulabilir mi? “

Bu soruyu cevaplamaya 30. Sözden hareket ederek başlayalım.

“ Alemin miftahı insanın elindedir ve nefsine takılmıştır. Kainat kapıları zahiren açık görünürken hakikaten kapalıdır. Cenab-ı Hak emanet cihetiyle insana ene namında öyle bir “miftah” vermiş ki; alemin bütün kapılarını açar.”

Evet Allah insanin eline böyle bir bir miftah/anahtar vermiştir. Eğer bir anahtar verildiyse birde kapı/kilit olmalı. Bu kilitleri Zümer Suresi 63. ayette görebilmekteyiz.

“Göklerin ve yerin kilitleri O’nundur. Allah’ın ayetlerini inkar edenler/üzerini örtenler işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.”Zümer-63

Ayetin farklı çevirilerinde anahtar kelimesi kullanılmış. Oysa ayette megalid kelimesi yani kilit kelimesi geçmekte. Bu yüzden kelimeyi kilit olarak çeviren Elmalı Hamdi Yazır’ın mealini kullandık. Üstad’ın bahsettiği gibi kilitler kapılara yani göklerin ve yerin kapılarına ait. Eğer insan nefsine takılan bu miftahı/anahatarı ele geçirebilirse o zaman göklerin ve yerin kapılarından geçebilir.

Zaman ve mekanda seyahat denilince aklımıza Hızır(as) gelmektedir. Nitekim kendisinden Kur’an-ı Kerim’de ayetlerde isim olarak olmasada katımızdan ilim verdiğimiz bir zat olarak bahsedilir. Zamanı tayy ederek Belkıs’ın tahtını getirmesi bu ilme örnek verilebilir. Hızır(as)’ın zamanda yolculuk edebiliyor olması geçmişe olduğu gibi geleceğe de gidebildiği anlamını taşımakta. Zira zaman artık onun için kitabın sayfaları hükmündedir. Hızır(as)’dan Kehf Suresi 65. Ayette bahsedilmektedir.

Derken kullarımızdan bir kul buldular ki biz ona katımızdan bir rahmet ve ledünnimizden bir ilim öğretmiştik.” Kehf-65

Zaman meselesi ile gayb birbiri ile irtibatlıdır. Gaybı kimse bilemez ve bu böyledir. Ancak Allah kuluna bildirirse müstesna. Zira benzeri bir durum Risalelerde de geçmekte ve Üstad yaşanacak lokal kıyamet için bir tarih vermektedir. Bu gayb meselesi ile ilgili bir de ayet vardır.

“Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane hiçbir yaş hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın”Enam-59

Ayet gaybdan/zamandan bahsederek başlayıp devamında mekan olan kara ve denizden bahsetmekte. Kara kelimesi burada ard olarak değil berr olarak zikredilmiştir. Berr toprak/kara parçası manasına gelmektedir. Burada Hızır(as)’ın karada İlyas(as)’ın denizle ilgili olduğuna bir atıf vardır. Yine burada da anahtarlar kelimesi geçmekte ve mefatih kelimesi kullanılmıştır. Buradan da şunu söyleyebiliriz ki gayb kapıları mevcuttur ve Allah katından ilim verdiği zatlara katından anahtarlarda verebilir. Sonuç olarak ejderhasını yenip miftahı ele geçirene Allah katından yeni miftahlar vererek zamansızlık mekansızlık sırrına erdirebilir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s