Sicim Teorisi – 1

Öncelikle sicim teorisinin tanımından başlayacak olursak; sicim teorisi parçacık fiziğinde kuantum mekaniği ile Einstein’ın genel görelilik kuramını birleştirme gayretindeki teori olarak anılmaktadır. Kuantum mekaniği maddeyi atom ve atomaltı seviyelerde inceleyen bir bilim dalı olarak bilinmekte. Evrenin en küçük yapıtaşını araştırmakta. Buna sebep klasik fizik kurallarının atomaltı seviyede işlememesi. Bu manada tarihi seyir açısından fizik şu şekilde ilerledi; maddenin en küçük yapıtaşı atomdur dendi. Araştırmalar neticesinde proton, nötron ve elektronlar keşfedildi. En nihayetinde bu seviyenin de altına inildi kuarklar ve devamında sicim teorisi ortaya atıldı.

 

Kainattaki tüm parçacıkları ve etkileşimleri bir çatı altında toplayacak teori olarak ortaya çıktı sicim teorisi. Teoriye The Theory of Everythings ismi verildi yani Herşeyin Teorisi. Einstein’dan bu yana bütün fizikçilerin kızıl elması olmuştur bu konu. Maddeyi, evrenin başlangıcını daha iyi anlama bu büyük problemin çözümüne bağlı görülmüştür. Bu manada en büyük teori şimdilik Süper Sicim Teorisidir. Bu teoriye göre bütün parçacıklar ve kuvvet taşıyıcıları Planck Uzunluğu(10^-33) mertebesinde boyutlara sahip sicimlerden oluşmaktadır. Uçları açık veya kapalı(halka şeklinde) olabilen bu sicimler, titreşim şekilleri farklı olan parçacıklara tekabül etmektedir. Böylelikle hem dört temel kuvvet hem de her temel parçacık bir sicimin titreşim ve hareketleri ile ifade edilebilmektedir. Sicimler kainatın yapıtaşıdır diye düşünülmekte tıpkı bir zamanlar atom için düşünüldüğü gibi.

 

VJST+2012-11-15+at+13.52.57+PM
Sicim Teorisi

 

Konumuzun bir diğer bahsi ise esir maddesidir. Hem maddenin hem uzayın dokusunun esir maddesi olduğuna dair bir inanç olmuştur. Bu inanç daha çok dini kaynaklara dayanan bir kanaattir ki temelde sicim teorisiyle aynı tezi taşır. Yani kainatın yapıtaşının tek bir madde olduğu ve bu maddenin de esir maddesi olduğu tezi.

 

Esirin yapı ve özelliklerine dair birçok tartışma yapılmıştır. Meydana gelen herşeyin bir yapıtaşı olduğu, onun ise esir maddesi olduğu düşünülmüştür. Hatta bu manada Hud Suresinin 7. Ayet’te “… Arş su üzerindeyken..” ayetinin tefsiri esir maddesi ile yorumlanmıştır. Esir maddesi tecelliyata merkez olmuştur. Esir maddesinin varlığıyla ilgili;

“..hepsi bir felekte yüzüp gitmektedir…”

Yasin Suresi-36

Ayette açıkça anlaşılabileceği gibi gök cisimlerinin yüzdüğünden bahsedilir ki yüzme olayı bir boşlukta olmaz. Ancak bir maddenin içerisinde gerçekleştirilebilen bir olaydır yüzme olayı. Yine konumuzla alakalı bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur.

“Sema emvacı karardide olmuş bir denizdir.”

Arş su üzerindeyken ayeti, yüzme ayeti ve verdiğimiz hadis-i şerifte vurgulanan deniz de hepsi esir maddesine işaret etmekte. Esir maddesinin bu şekilde tanımlanmasıyla birlikte 1980’lerde ortaya atılan sicim teorisi büyük benzerlikler taşımaktadır. Bu benzerlikle birlikte esir konusuyla ilgilenen kişiler esir maddesi sicim teorisidir şeklinde bir düşünceye kapılmıştır. Saydığımız birçok ortak nokta bu şekilde düşünmeye itmiştir. Bu konuda biraz daha farklı düşünmekteyiz. Farklı düşüncemiz ise şudur; esir maddesinin sicim teorisi olmadığı ve karıştırıldığı. Elbette sicim teorisi de doğrudur esir maddesi de doğru bir düşüncedir lakin bu ikisinin farklı şeyler olduğunu düşünmekteyiz. Bu konudaki düşüncemize temel oluşturan kaynak ise Risale-i Nur Külliyatı. Sicim teorisi 1980’lerde ortaya çıktı ve güncellenerek devam etmekte. Biz de bu konuda 1920’lerde daha ortada sicim teorisine dair bir bilginin olmadığı zamanda neşredilen Mesnev-i Nuriye isimli esere başvuracağız. Yeri gelmişken Risalelerde fenni meseleler güncel mi diye soranlarında biraz kulakları çınlamalı diye düşünüyoruz bu konuda. Evet Üstad Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinin pekçok yerinde esir maddesinden bahsetmekte ve farklı yerlerde ayet tefsirlerini esir maddesiyle açıklamaktadır. Peki Üstad eserlerinde sicim teorisine değinmiş midir? Bu konudaki cevabımız evet ama sicim teorisinin esir maddesi olmadığını da yine Mesnev-i Nuriye’de geçen bölümden anlıyoruz. Aşağıda sicim teorisinin tanımı geçmekte.;

 

“Ve o hüceyrat bütün zerratıyla “Lâ Nâzıme İllâ Hu” diye ilân-ı şehadet eder. Çünki cevahir-i ferd arasındaki haytın bir olduğu böyle iktiza eder. Ve o zerrat bütün esîriyle “Lâ İlahe İllâ Hu” cevheresiyle ilân-ı tevhid eder. “

 

Burada Üstad tabaka tabaka alemi incelerken sonlara doğru cevahir-i ferd arasındaki haytın bir olduğunu yani aynı hayt olduğundan bahsediyor. Hayt kelime manası ip demektir. Üstad bu tabakaları incelerken günümüzde kuarkların bir altına denk düşecek bu tabakada cevahir-fert arasındaki iplerin bir, yani aynı olduğundan bahsediyor ki günümüzde sicim teoriside bu hayttan yani ipliklerden bahsetmektedir. Bu geçen bölümün detaylı incelemesine bir sonraki yazımızda devam edeceğiz ve esirin mahiyetine dair farklı sorular soracağız inşallah.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s